Güvenlik soruşturmasında aile bireylerinin adli geçmişi dikkate alınabilir mi? Diğer bir deyimle aile bireylerinin suçlarının aday memura olumsuz etkisi olur mu? Güvenlik soruşturması, kamu düzenini ve kamu hizmetinin iyi bir şekilde işlemesi için belirli görevlere atanacak kişilerin geçmişinin incelenmesidir. Bu sayede kritik pozisyonlara ehil ve güvenilir kişilerin yerleştirilmesi sağlanarak memurdan kaynaklı muhtemel sorunların önüne geçilmek istenir.
Güvenlik soruşturmasının amacı kamu hizmetinin sürdürülmesi sürecinde kamu görevlisinden kaynaklı riskleri asgari düzeye indirmektir. Dolayısıyla kişi memuriyete alınmadan önce ayrıntılı bir araştırmaya tabi tutulur. Bu araştırmanın ve soruşturmanın çerçevesi oldukça önemlidir. Güvenlik soruşturmasının sınırlarının net bir şekilde çizilmemesi beraberinde idarenin keyfi işlemleri ve bireysel mağduriyetleri doğuracağı gibi liyakat ve ehliyet ilkelerinin de zedelenmesine neden olacaktır. O halde memur adaylarının etnik kökenleri, dini inanışları, kültürel bağları, memleketleri gibi objektif olmayan ölçütlerin güvenlik soruşturmasında esas alınmaması şarttır.
Etnik köken, din, memleket gibi kriterler;
- Hukuki belirlilik ilkesini zedeler
- Eşitlik ve ayrımcılık yasağıyla çelişir
- Anayasa’nın 10. maddesiyle (eşitlik) ve AİHM içtihadıyla bağdaşmaz
- Somut bir güvenlik riskine değil, önyargıya dayandığından liyakat ilkesini doğrudan ihlal eder
Table of Contents
ToggleGüvenlik Soruşturması Aile Bireylerini Kapsamalı mıdır?
Güvenlik soruşturmasının aday memur bakımından sınırlarının genişletilmesinin sorunlara yol açtığı en önemli nokta ise aile bireylerinin kapsama alınmasıdır. Geçmişten beri kamu hizmetinin iyi işlemesi ve güvenlik endişeleri nedeniyle adayların aile bireylerinin de kapsama alınması ve araştırılması yoluna gidilmişse bu tutum hukuk devleti ilkesi ile uyuşmamaktadır. Aile bireylerinin suçları yani adli geçmişleri güvenlik soruşturmasında esas alınmamalıdır.
Suç ve cezaların şahsiliği ilkesi, ceza hukukunun temel taşlarından birini oluşturmaktadır. Anayasa’nın 38. maddesinin yedinci fıkrasında açıkça düzenlenen bu ilkeye göre ceza sorumluluğu şahsidir; hiç kimse başkasının fiilinden dolayı cezalandırılamaz. İlke özünde şu gerçeği ifade etmektedir: Bir kişi ancak kendi iradesiyle gerçekleştirdiği, hukuka aykırı ve kusurlu eylemi nedeniyle sorumlu tutulabilir. Akrabalık bağı, aile ilişkisi ya da sosyal çevre, hiçbir koşulda sorumluluk temeli oluşturamaz. Dolayısıyla aile bağlarının güvenlik soruşturmasında değerlendirilmesi “suç ve cezaların şahsiliği” ilkesinin bizzat idarece çiğnenmesidir. Kimse ailesini, akrabalarını, anne-baba ve kardeşlerini seçerek dünyaya gelmez.
O halde yakınlık derecesine bakılmaksızın aile bireyleri ve akrabaların işledikleri suçlar ve adli geçmişleri güvenlik soruşturmasına olumsuz etki etmemelidir. İdarenin aile bireylerini esas alarak olumsuz tesis ettiği her türlü işlem iptal edilmelidir.
Güvenlik Soruşturması Aile Bireylerini Kapsamaz.
Güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının nasıl yapılacağı ve çerçevesi esas olarak 7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu ile ortaya konulmuştur.
Arşiv Araştırması daha geniş bir uygulama alanına sahip olup kamu görevine alınacak tüm adaylar hakkında yapılır. İçerik olarak daha sınırlı bir araştırma sürecini ifade eder.
Güvenlik Soruşturması ise yalnızca belirli ve hassas görevler için öngörülmüş olup arşiv araştırmasına kıyasla çok daha kapsamlı bir incelemeyi ifade eder. Bu iki işlemin birlikte ya da ayrı ayrı uygulanması mümkündür.
7315 Sayılı Kanunda Aile Bireylerine İlişkin Herhangi Bir Hüküm Bulunmamaktadır. Dolayısıyla 1. dereceden, 2. dereceden. 3. dereceden veya 4.dereceden akrabanın işlemiş olduğu suç güvenlik soruşturmasında esas alınamaz.
7315 Sayılı Kanunun 4. maddesi (Arşiv Araştırması) yalnızca şunları kapsamaktadır:
- Kişinin adli sicil kaydı
- Kolluk kuvvetlerince aranıp aranmadığı
- Hakkında herhangi bir tahdit olup olmadığı
- Kesinleşmiş mahkeme kararları ve devam eden soruşturmalar
- Kamu görevinden çıkarılma cezası olup olmadığı
7315 Sayılı Kanunun 5. maddesi (Güvenlik Soruşturması) ise arşiv araştırmasına ek olarak şunları kapsamaktadır:
- Görevin gerektirdiği niteliklerle ilgili kolluk ve istihbarat ünitelerindeki olgusal veriler
- Yabancı devlet kurumları ve yabancılarla ilişki
- Terör örgütleri veya suç örgütleriyle eylem birliği, irtibat ve iltisak
Sonuç olarak; 7315 sayılı Kanun, aile bireylerini açıkça kapsam dışında bırakmıştır. Kanunla ailenin araştırılması tamamen engellenmiş; artık aile bireylerine bakılamamaktadır. Ancak bazı idarelerin güvenlik soruşturması yaparken aile bireylerine dair olguları referans alarak kararlar verdikleri de görülmektedir. Bu durumda adayın 60 günlük dava açma süresini geçirmeksizin yürütmeyi durdurma talepli olarak bir dava açması gerekir.
Güvenlik Soruşturması ve Aile Bireylerinin Etkisi Emsal Danıştay Kararları
Kara Kuvvetleri bünyesinde astsubay adayı olarak kursiyer olan bir kişinin, güvenlik soruşturması olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle ilişiği kesilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde “…davacı hakkında yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması neticesinde kendisi hakkında herhangi bir bilgiye rastlanılmadığı, aile bireylerinin (eşi, eşinin anne ve babası, kardeşi), FETÖ/PDY’ye müzahir bankadaki hesabının aktif olduğu, babasının Hizbullah/İlim grubu mensubu olduğunun belirtilmesi üzerine, davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz değerlendirilmek suretiyle ilişiğinin kesildiği, dava dosyasında mevcut olan tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde, hakkında hukuken geçerli kabul edilebilecek herhangi bir olumsuz tespit bulunduğundan söz edilemeyecek olan ve yargılama sürecinde de bu hususta herhangi bir iddia ileri sürülmeyen davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması olumsuz olarak değerlendirilerek tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı….sayılı kararın ONANMASINA,…”(Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2024/4175 E., 2024/6327 K.) şeklinde karar verilmiştir.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı Balıkesir Kara Astsubay Meslek Yüksek Okulunda astsubay adayı olarak eğitim almakta olan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle ilişiği kesilmiştir. Yapılan yargılama neticesinde; “7315 sayılı Güvenlik Soruşturması ve Arşiv Araştırması Kanunu kapsamında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının hakkında soruşturma yapılacak kişi ile sınırlandırıldığı, her ne kadar davalı idarece anılan yasada buna cevaz veren bir hüküm bulunmamasına rağmen 4752 sayılı Astsubay Meslek Yüksek Okulları Kanunu’nun 34. maddesine istinaden düzenlenmiş olan Astsubay Meslek Yüksek Okulları Yönetmeliği uyarınca davacının aile bireylerini kapsayacak şekilde davacı hakkında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılarak babası hakkındaki istihbari nitelikteki bilgiden dolayı davacının güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığının kabulüyle dava konusu işlem tesis edilmiş ise de; gerek 7315 sayılı Yasada güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının kişinin aile bireylerini kapsayacak şekilde yapılacağına ilişkin hüküm bulunmaması, gerekse de anılan Yasada bu konuda bir istisna öngörülmemiş olması ve ayrıca davacı hakkında Mahkemelerince UYAP entegrasyon ekranı üzerinde yapılan sorgulamada davacı hakkında herhangi bir adli soruşturma ya da kovuşturma bulunmadığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının babası ile ilgili istihbari bilgilere dayanılarak, güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandığından bahisle, tesis edilen dava konusu ilişik kesme işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı…sayılı kararın ONANMASINA,”(Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2023/3931 E. , 2024/6193 K.) şeklinde karar verilmiştir.
Av. Kubilay REŞBER
Av. Kubilay REŞBER, 2014 yılında Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden başarıyla mezun olmuş ve akademik kariyerini 2023 yılında Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Kamu Hukuku Anabilim Dalı’nda tamamladığı yüksek lisans eğitimiyle devam ettirmiştir. Ankara Barosu’na bağlı olarak kurucusu olduğu Avukat Kubilay REŞBER Hukuk Bürosu bünyesinde serbest avukatlık yapmaktadır. Özellikle İdare Hukuku, Askeri İdare Hukuku, Askeri Davalar, mesleğe kabul, güvenlik soruşturmaları davaları ile Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) bireysel başvuru süreçlerinde uzmanlaşmıştır. İnsan hakları odaklı akademik çalışmalarını, 2023 yılında Yetkin Yayınları’ndan çıkan “Geri Gönderme Merkezlerinde İnsan Hakları Hukukuna İlişkin Temel Sorunlar” adlı kitabıyla literatüre kazandırmıştır.